1 Mayıs 2009 Cuma

Ünlü fütürist Alvin Toffler’ın eşi Heidi Toffler’la yazdığı “Zenginlik Devrimi” gelecekte zenginliğin nasıl olacağına dair uzgörüler aktarıyor.

Artık kol gücü değil, beyin gücü, alın teri değil, akıl teri, sanayi üretimi değil, bilgi üretimi, bilgiyi daha iyi ve yararlı şeyleri yaratmak için kullanmayı bilmek, işlemek önemli ve değerli…

Artık beyinlerimiz dışında saklanan bilgi, insanlık tarihinde ilk kez beyinlerimizde saklanan bilgiden daha fazla ve her geçen gün artıyor. Beynimizdeki ve dışındaki toplam bilgi birikimini ne için, nasıl daha kolay ve daha yararlı kullanabileceğimizi bulmak, onu üretmekten neredeyse daha önemli hale geldi. Internet ve arama motorları, daha kullanışlı bilgi arama yöntemlerini yaratmaya çalışıyor.
Uzmanlık gerektiren meslekler, özellikli bilgi yoğunluğunun en fazla olduğu alanlar hızla gelişiyor. Birçok makine operatörü, zamanının büyük bölümünü bilgisayarlardan aldığı sinyallere göre belirlemeler yaparak geçiriyor. Yelken yapanlar, kaptanlık belgesi almak için katıldıkları kurslarda, elektronik navigasyon göstergelerini yorumlamayı ve kullanmayı öğreniyorlar.

Toffler’a göre öğrencilerin bir şeyleri ezberlemek zorunda kalmadıkları bir eğitim sistemini görmemize az kaldı. Klasik eğitim sistemi, geleceğe değil, “düne” hazırlıyor. Yürekten katılıyorum. Gençler, yakın gelecekte, sadece ihtiyaç duydukları tüm bilgiyi saklayan ya da o bilgiye ulaşmalarını sağlayacak bir alet taşıyacaklar.

Toffler çifti diyor ki, bilgi rakipsiz; bilgi azalmıyor. Aksine, bilgiyi ne kadar çok insan kullanırsa, o kadar çok bilgi üretmek mümkün oluyor. Bilgi soyut; ona dokunamıyor ya da vuramıyor; onu koklayamıyor, ama kullanıyoruz. Bilgi doğrusal değil; ufacık görüş ve fikirler, muazzam sonuçlar doğurabiliyor. Yahoo ve Google’ın oluşum hikayeleri, bunun en tipik örneklerinden. Bilgi, diğer tüm ürünler içinde daha taşınabilir olanı. 1 ve 0’a dönüştüğünde, Hong Kong veya Hamburg’daki on milyon insana aynı anda dağıtılabiliyor. Bilgi, sembol veya soyutlamalara sıkıştırılabiliyor. Somut bir tost makinesini sıkıştırabilir miyiz?

Bu yüzden bilgi, gittikçe daha küçük alanlarda saklanıp taşınabiliyor. Bilgi, açık veya üstü kapalı olabiliyor. İfade edilebilir veya edilmeyebilir, paylaşılabilir veya gösterilmeyebilir. Masa ve kamyon gibi somut şeyler için aynı şeyi söyleyebilir miyiz? Bilgi fiziksel üretimden daha değerli… Bilgiyi nasıl kullanacağını bilmek hepsinden kıymetli… İşte sibernasyon çağında artık bu aşamadayız. Çok bilgi üretmek, yaymak, kopyalamak vs değil, onu nasıl, ne için daha yararlı kullanmayı bilmek önemli.

Sonuçta, gelecekte para ekonomisi, çok daha geniş bir zenginlik sisteminin sadece ufak bir parçası olacak. Büyük ölçüde, adına “tüketen üretim” denen parasız ekonomiye dayalı, dünya çapında bir değer sistemiyle devrimci zenginlik oluşacak.

Paraya bağımlılık azalacak… Azalmak zorunda!

Jacque Fresco ve Alvin Toffler’a kulak verin… Gelecekten sesleniyorlar…

‘’Kurtuluş savaşını sırtında mermi taşıyan analarımızla kazandık. Cumhuriyet’imizi onlarla ve yetiştirdikleri evlatlarla kurduk’’ cümlesi veya benzerleri her Türk çocuğunun ezberinedir. ..
Kurtuluş Savaşı denince akla hemen gelen, ezbere söylenen cümle budur. Bize bu günleri armağan eden tüm analarımıza, hepsine şükran borçluyuz. Nur içinde yatsınlar.

Onlar geleceğimizi kurtardılar…

Şimdi yine onlar gibi cesur annelere geleceğimizi şekillendirmek için ihtiyacımız var.

Şimdinin kurtuluş savaşları çoğunlukla krizlerden sağ salim çıkabilmek, başarılı, mutlu, huzurlu hayatlar kurabilmek şeklinde gerçekleşiyor. Sıra çocuklarını bunlardan kurtaracak, daha iyi bir gelecek hazırlayacak yeni çağın annelerinde…

Müjde!
Modern annelerin savaş vermesi, geleceği kurması, evlatlarını kurtarması için mermi ya da top arabası taşıması gerekmiyor...

Yenidünyanın anneleri, yani sibernasyon çağının kurtarıcıları daha hafif ve çok daha küçük aletler, bilgisayarlar kullanarak, daha keyifli, kolay yöntemlerle, daha çok teknoloji kullanarak çocuklarına olumlu yarınlar hazırlayacak, onları olumlu gelecek tasarımcıları yapacaklar. Yapmalılar…

Yenidünyanın anneleri çocuklarına oyun dahi olsa savaşmayı, acımasızca ve tüm değerlerini sıfırlarcasına rekabeti öğretmeyecekler. Barışı, barışmayı, paylaşmayı, insanlık erdemlerini öğretecekler. Çocuklarına sağlık, huzur, sevgi, yardımlaşma, iyilik duygularını para ile değiştirmemelerini aşılayacaklar. Daha insanca yaşam için teknolojiye yakın olmayı, onu akıllıca, iyi duygularla ve sebeplerle, yararlı amaçlar için kullanmayı öğretecekler. Çevreye, doğal kaynaklara, insan sağlığına duyarlı, birbirine saygılı evlatlar yetiştirecekler, çünkü 21. Yüzyılda artık bunlar değerli olacak.

Her insanın ilk eğiticisi anneler. İlk terbiye, ilk algılar annelerle ve aile ile başlıyor. Geleceğin oluşmasında en belirleyici canlılar; insan anneler. Geleceğin şekillendirilmesine en fazla etki edenler, çocuk doğurmasalar da genlerindeki kodlama nedeniyle erkeklerden daha fazla gelecek farkındalığı olan kadınlar.


Özellikle çocuklarına gelecek garantileme arzusu ile ve sırf herkes öyle yapıyor diye ezbere derse, kursa, okul a yollayan, çocuklarına proje gibi yaklaşan sevgili annelere sesleniyorum; çocuklarınızdan önce kendinizi yeniden ve yaşam boyu eğitim neferi haline getirin. Yaşadığımız şey kriz değil, tüm dünyayı saran dönüşüm, evrim süreci.

İşte size yeniçağın kurtarıcı anneleri olmak için ev ödevleri:

1. Gelecek algınızı değiştirin. Gelecek oluşmuş statik ve bizim ona doğru gittiğimiz bir durum değildir. Muhtelif gelecekler tasarlayıp, planlayıp, gerçekleştirebilirsiniz. Cesurca yapın bunu!

2. Uzgörülü (uzak, uzman, uzlaşmacı) olmayı öğrenin ve fütürizmi anlayın. Fütürizme dair bulabildiğiniz her şeyi okuyun. Kendinizi olumlu gelecek tasarımcısı ilan edin ve öyle olun.

3. Size zaman kazandıracak, her iş için teknoloji kullanın ki zamanınız en başta kendinize, sonra çocuğunuza sonra da tüm sevdiklerinize kalsın. Siz robot, bilgisayar gibi çalışmayın, bırakın onlar sizin için çalışsın. Aklınızı, gücünüzü istediğiniz şeylere kullanmak, onları bir takım makinelere devir etmekle mümkündür.

4. Nano (milyarda bir küçültmek) teknoloji ve genetiği (canlıların şifresini çözmek) iyice anlayın. Kurtuluşumuz bu iki disiplinde. Kullandığımız, yediğimiz, giydiğimiz her şey bu iki teknoloji nedeniyle tekrar tekrar yeniden yaratılacak, değişecek. Çocuğunuz sanat yapsa dahi, muhakkak bunlarla ilintili alanlarda uzmanlaşacak. Zannettiğiniz ve bugünkü gibi mimar, doktor, reklamcı, mühendis, işletmeci, bilgisayar programcısı olmayacak. O bugün henüz bilmediğimiz yepyeni alanlarda çalışıyor olacak. Neler olabilir? Bunlara yoğunlaşın. Şimdinin para getiren işlerine ve bu alanlardaki eğitimlere değil. Bakın Obama ‘kök hücre araştırmalarına fon aktarımını serbest bıraktı bile’’. Bu yeniçağın artık önlenemez başlama vuruşudur. Giderek artan oranda embriyonik çalışmalar, bunların hukuksal al yapısı gibi gündemlerimiz olacak.

5. Çocuklarınıza vücuda takılabilecek chiplerle yürüyemeyen insanların yürüyebileceğini, duymayanların duyabileceğini, görmeyenlerin görebileceğini öğretin. Bunları anlamasını ve şimdi hiç olamayacak zannettiğimiz şeyler için hayal kurmasını teşvik edin.

6. Sorun çözme oyunları oynayın. Bu daha iyi nasıl olabilirdi diye her şeyi sorgulamasını aşılayın.

7. Internetteki yaratıcı çocuk oyunları, eğitim sitelerinde onunla gezin, ona bu tür kaynakları kullanmasını öğretin. Çocuğunuzla web sitesi kurun, blog oluşturun, mailleşin. Birbirinize sesli, görüntülü fotoğraf, film yollayın. 3G ne demek anlayın. Elinizin altında Google var. Nerden bileyim diye mazeret üretmeyin.

Kısacası sevgili anneler teknolojiyi anlayın, sevin, akıllıca kullanmasını öğrenin ki geleceği şekillendirecek çocuklarınıza işe yaramayacak diplomalar, hayata uyum sağlamakta zorlanacak kişilikler yerine geleceği yaratacak kuvvetli profil özellikleri verin.
26 Nisan 2009 Pazar

2009 neler getirecek?
Trend sosyologları ve fütüristler biz fanilere göre daha iyimser insanlar.Bardağı dolu tarafından görüyorlar hep.Onlar için ‘bir yıl daha bitmiyor’; ‘yeni bir yıl başlıyor’…İşleri; önümüzdeki yılın (ve hatta takip eden yılların da) neler getireceğini hesaplamak, ellerindeki milyonlarca veriden, bizlerin anlayabileceği sonuçlar çıkarmak.Trendler ve trend belirlemek, ciddi araştırma gerektiren, önemli bir iş; sosyolojinin de okullarda okutulması gereken mühim bir dalı…
Sizi akademik boşluklarla daha fazla sıkmayayım. Buyurunuz, ünlü trend analiz kurumlarından Trendwatching’in 2009 raporuna:
* Gelişmekte olan ülkelerin ekonomisi, çok daha fazla önem kazanacak.* Çin, ‘kopyalamaya’ devam edecek. Ama yavaş yavaş nitelikli mallar üretmeye de başlayacak. Özellikle mimari ve moda alanlarında, kaliteli ürünler sunacak. Dünyanın ‘beyaz adam tarafından yönetildiği’ günler geride kaldı. Artık farklı kültürlere ve kültürlerin kökenlerine saygı ön plana çıkacak.
TERZİLER ÖNEM KAZANACAK* Tüketicileri etkilemek için kokulardan daha çok faydalanılacak. Markalar, kendilerine has kokular üretmeye başlayacak.* ‘Değer vermek’ tanımını çok fazla duyar olacağız. Müşterisine, çalışanına, doğaya ‘değer veren’, sosyal sorumluluk sahibi markaları tercih edeceğiz.* Markalar daha çok kişiselleştirmeye gidecek.* Siparişle yapılan şeylerin (ve tabii terzilerin) önemi artacak.* Warhol haklı çıkacak. Tüm ticari mallar ’sanat gibi’ görünmeye, olmaya çalışacak.

* Zamanın önemi daha da artacak, hayat iyice hızlanacak. Aynı anda birden fazla iş halledebilmemiz için çeşitli ürün ve servisler ortaya çıkacak. Masa başında çalışırken sporumuzu da yapabilmek isteyeceğiz.

HESAPLI ORGANİK
* Ekoloji trendi güçlenerek devam edecek.* Nispeten pahalı olan organik ve ekoloji dostu mal ve hizmetlerin fiyatları daha ulaşılabilir olacak.

OYUN KONSOLU SATIŞINDA PATLAMA YAŞANACAK
* Kısa vadede harcamalarda azalma olacak. Bu atmosferde, müşterilerine kucak açan ve onları önemsediğini gösteren markalar kazanacak. Fiyat indirimleri, kampanyalar ve sürprizler yapan şirketler, bu dönemden mü?teri bağlılığı kazanarak çıkacak.* Çektikçe uzayan ve yıllarca giyilebilen çocuk ayakkabıları gibi uzun ömürlü ürünler rağbet görecek.

* İyi tasarımlı ama nispeten hesaplı ürünler tercih edilecek.* İnternetteki ‘Second Life’ gibi sanal gerçeklik platformları ve oyunlar popülerleşecek.* Gençler sokaklarda eğlenmeyi tercih edecek. Daha olgun nüfus ise evde oturmak isteyecek. Nintendo Wii, Sony PlayStation ve Xbox satışları patlayacak.

LÜKSÜN TANIMI DEĞİŞECEK
* Lüks, insan var olduğu sürece bitmeyecek. Çünkü lüksü tanımlayan şey, ‘azlık’tır. Az olan her şey lüks sayılacak.
* Absürt miktarlarda para harcayan kişiler, bu alışkanlıklarını sürdürecek ama artık daha ‘göze batmayan’ bir lüksün peşinden koşulacak.
* ‘Dubaiesk’ de denilen, ‘benzeri Dubai’de görülebilir, yapılabilir’ gibi hissettiren şeyler yerine, daha mütevazi bir lüks tercih edilecek.
SALZMAN DA AÇIKLADI
Trend gurusu Marian Salzman’ın 2009 öngörüleri ise şöyle:* Başkan Obama’nın şehri Chicago, yeni ’stil belirleyici merkez’ olacak.
* Dikkatler, 1955 - 1964 yılları arasında doğanlara (Barack Obama da onlardan biri) çevrilecek. Üst pozisyonlara gelecek bu kişiler, ‘Açgözlülük iyidir’ anlayışından sonraki kuşağa ait. Yani sembolik bir önemi olmadığı sürece yeni otomobiller veya lüks ürünler peşinde koşmuyorlar.
* Eskiden değer sistemlerimiz daha fazla yapmak, daha fazlasına sahip olmak, daha fazla ‘olmak’ üzerine kuruluydu. Yeni değerlerimiz ise sağlamlık, güvenilirlik, işbirliği, huzur ve sürdürülebilirlik olacak.
DİĞER UZMANLAR NELER ÖNGÖRÜYOR?
Jeremy Gutsche (TrendHunter)Pahalı olmayan tasarımlar daha çok dikkat çekmeye başladı. Vivienne Westwood’un ilkbahar/yaz koleksiyonu kısıtlı bir bütçeyle de şık olunabileceğini gösteriyordu.
David Wolfe (The Doneger Group)Pasaklı giyinmek ‘trend’ olacak. Özellikle pastel tonlar ve melankolik görünümlere hazır olun. Geçen yılların seksi modası bitecek.
The Trends Research InstituteMüzik ve eğlence artacak. Kimse evde oturmak istemeyecek. Yaratıcılık artacak
Kaynak: http://www.trendometre.com/2008/12/30/2009-neler-getirecek/
Wired UK'in ilk sayısında özellikle Londra'yı temel alarak yaklaşık 60 fütürist ile
çok güzel bir "Gelecek Resmi" hazırlamış.İsmi de "The Future as It Happens"
Linke tıklayın, sayfları çevirin ve izleyin... Çok hoş:)
http://www.wired.co.uk/promotions/sampler.aspx
24 Nisan 2009 Cuma
Fütüristler, sivil toplum örgütleri ve özellikle bizzat para piyasalarının içinde olan uzmanlar bugün yaşananları aslında uzun süredir öngörüyor ve dikkat çekmeye çalışıyorlardı. Ancak, olacağı söylenenlerle o anda yaşananlar arasındaki fark ancak ‘’uçurum’’ kelimesi ile izah ediliyordu. Dolayısı ile algılaması ve kabulü zordu!... Tam gaz gelen değişimin kötü etkilerini önlemek, olumlu gelişmelere dönüştürmek çok ama çok derin, temel, sistemsel değişiklikler gerektiriyordu. Yapılması gerekenler üzerinde azıcık düşünüldüğünde dahi bireysel, kurumsal ve toplumsal olarak müthiş zorlayıcı ve net değişim gerekleri fark ediliyordu. Değişimler sonunda, resmen başka bir şeylere dönüşmüş olmak gereği bağırıyordu.

Kısacası, aslında sinyaller alınmasına rağmen, özellikle belli kesimler, dünyayı, şirketleri, devletleri yöneten liderler, güç odakları insanlık tarihinde hep yaşandığı gibi bir kez daha; ‘benden sonra tufan’ deyip, olanın bitenin güzelce üstünü örtme, her şeye rağmen çıkarları doğrultusunda ilerleme yolunu seçtiler. Kolaya kaçtılar, sömürüye devamı seçtiler. Herkes de buna uyum sağladı. Çünkü geçici pansumanlar, palyatif çareler ufak ufak krizleri geçiştiriyordu. ‘’Bu sefer de atlattık!’’ larla idare ediliyordu. Tam ‘’körlerle sağırlar, birbirini ağırlar’’ durumu ile kriz tepecikleri birer birer aşıldı. Aşılmış gibi gösterildi. Öyle anlamak, insanların da işine geldi. Kat kat makyajla falsolar, çirkinlikler kapatılmaya, çalışıldı. Algı yönetimini sonuna kadar kullanılarak dünya bir müddet daha görmezden gelme, anlamamış gibi davranma’ moduna sokuldu. Sonunda hep olduğu gibi gelişi çarşambadan belli olan perşembe geldi ve adına ‘Amerika’daki mortage dan kaynaklanan küresel finansal kriz’ denerek, suçlu ilan edildi ve ona çareler aramaya konsantre olundu.

Şimdi, kriz bohçacıları ortalığa döküldü. ‘’Krizden kurtarıcı geldi huuuu !!’’ dercesine alel acele denklenmiş, kısa dönemli, anlık önlem, kurtarma paketleri ile insanlar, kurumlar rahatlatılmaya çalışılıyor. ‘’Ben zaten söylemiştim’’ ler gırla gidiyor... Bohçalardan bir şeyler kapanlar hemen onları uygulamaya koymak üzere kolları sıvıyorlar. Kapamayanlar da işini, gelecek beklentisini, umudunu, yaşamını kapatıyor. Karamsarlık içinde bir ışık görmeye çalışıyor. Ya da ‘’elle gelen düğün bayram’’, ‘koskoca küresel kriz çıkmış, tek başıma ben ne yapabilirim ki’ deyip, ‘ne olacaksa olsun’’ u bekleme moduna geçiyor. Akışa kendini bırakmayı, krizi başarısızlık ve mutsuzluğun garantili sebebi olarak tercih ediyor.
Ortalık tam bir laf kalabalığı ve kesik başlı horozlar gibi sağa sola koşuşturma karmaşası içinde.

Lütfen sakin olalım ve netleşelim; olan biten belli;
İnsanlık bir dönemi daha tamamlayıp, yenisine geçişin sancılarını çekmeye başladı. Eskisinin adı Bilgi Çağı, Dijital Çağ idi. Şimdi içine girdiğimizinki de SİBERNASYON.
Her çağın olduğu gibi bu yeni dönemin de kendine has terminolojisi, sistemleri, kişileri, bakış açıları olacak. Onları anlamaya çalışmamız hayati. Gelecek yazımda bunlardan bahsedeceğim. Bu çağı en önce anlatanlardan biri hatta en iyisi olan Jacque Fresco yu daha çok paylaşacağım. Altmış beş yıldır şu anda yaşadıklarımızın olacağını yazıyor ve üstesinden gelmek için somut tasarımlarla öneriler yapıyor...

Şimdilik Merhaba Sibernasyon diyor, hepinizi bu konularda daha çok düşünmeye davet ediyorum...






Fütüristler Derneği, konularında uzman ve yeniliklere imza atmış başarılı, öncü, düşünce liderlerini, geleceğe dair vizyonlarını, deneyimlerini, uzgörü ve önerilerini paylaşmak amacıyla
Fütürist Sohbetler – Future Talks etkinlikleri düzenlemektedir.
''Geleceğin Meslekleri & İş Modelleri'' konulu Future Talks
27 Mayıs 2009 Çarşamba-18:00-20:00 arasında
Fütüristler Derneği ve Bahçeşehir Üniversitesi Futurizm Kulubü işbirliği ile
Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü, Büyük Konferans Salonunda gerçekleştirilecektir.

Katılım ücretsizdir

Konuşmacılar:
Alphan Manas : Fütüristler Derneği Onursal Başkanı
Brightewell Holding Yönetim Kurulu Başkanı
Cem Tarık Yüksel : Fütüristler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Ünilever Müşteri Geliştirme'den sorumlu Başkan Yardımcısı

LCV: Burcu Yıldız & Sibel Dilişen – 0212 356 40 43, Faks: 0212 356 40 45, mailto: info@futurizm.org
GSM: 0533 742 00 38

Program:
17:30 - 18:00 Kayıt
18:00 - 18:15 Açılış
Renin Canbolat / Fütüristler Derneği Gençlik Komitesi Başkanı
Melih Dilek / Bahçeşehir Üniversitesi Fütürizm Kulübü Başkanı
18:10 - 18:15 Ufuk Tarhan / Fütüristler Derneği Başkanı
18:15 - 18:45 Alphan Manas / Fütüristler Derneği Onursal Başkanı
18:45 - 19:15 Cem Tarık Yüksel / Fütüristler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
19:15 - 20:00 Forum/Soru-Cevap
Anıl Sarper Sılaoğlu / Moderatör
Ufuk Tarhan
Alphan Manas
Cem Tarık Yüksel
20:00 Kapanış

Özgeçmiş bilgileri;
Renin Canbolat:
Fütüristler Derneği Gençlik Komitesi Başkanı
Boğaziçi Üniversitesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü, 2. Sınıf öğrencisi

Melih Dilek:
Bahçeşehir Üniversitesi Fütürizm Kulubü Başkanı
Bahçeşehir Üniversitesi, Meslek Yüksek Okulu, Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama Bölümü, 1. Sınıf öğrencisi

Alphan Manas:
Fütüristler Derneği Onursal Başkanı,
Brightwell Holding Başkanı
Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliğinden mezun oldu ve New York Eyalet Üniversitesinde Üretim Yönetimi master’ ı yaptı. Fütürist, mucit, teknoloji uzmanı, ve yatırımcı. OGS, İDDAA ve Deniz Taksi’nin fikir babası ve yaratıcısı. “Institute of Ecolonomics”in Yönetim Kurulu Üyesi. Dünya Fütüristler Derneği Türkiye Başkanı ve Türkiye Fütüristler Derneği Onursal Başkanı. Türkiye Fütüristler Derneği’nin ve UN Millenium Project Türkiye kurucusudur. TÜSİAD üyesi. Sürdürülebilir Kalkınma Derneği’nin kurucu üyesi, TÜBİTAK-MAM’ın Enerji, Kimya ve Çevre Enstitüleri Danışma Kurulu Eski Üyesi. 2005 yılından beri Kamboçya’nın İstanbul Fahri Başkonsolosluğu görevini sürdürüyor.

Cem Tarık Yüksel:
Fütüristler Derneği Yönetim Kurul Üyesi,
Unilever Türkiye Başkan Yardımcısı
Boğaziçi Üniversitesi Elektronik Mühendisliği mezunu olan Cem Tarık Yüksel, işletme ihtisasını İstanbul Universitesi’nde yaptı. 1987’de katıldığı Unilever’de değişik departmanlarda teknik yönetici, proje yöneticisi, üretim müdürlüğü görevlerinde bulundu. Algida Türkiye Tedarik Zinciri Direktörlüğü görevini takiben, İtalya’da Unilever Avrupa Dondurma Operasyonu’nun, Avrupa pazarında yapılan yeni ürün lansmanlarından ve 11 fabrikadan oluşan üretim ağının yatırımları ile teknoloji geliştirmelerinden sorumlu Teknoloji Direktörü olarak çalıştı. Operasyonel Board üyesi olduğu Unilever Avrupa Dondurma Operasyonu Planlama ve Lojistik Direktörlüğü görevini takiben, Unilever Türkiye, Orta Asya ve İran İnsan Kaynakları’ndan sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu üyesi olarak atandı. 3.5 yıllık İnsan Kaynakları görevinin sonunda 1 Nisan 2009 itibariyle Unilever VP Satış-Müşteri Geliştirme ve Yönetim Kurulu üyesi olarak görevine Unilever çatısında devam etmektedir

Anıl Sarper Sılaoğlu:
Fütüristler Derneği Üyesi, Moderatör
Hacettepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fültesi İstatistik bölümü ve Eskişehir Üniversitesi Ekonomi bölümünu tamamladı. Online ve Mobil Bankacılık uygulamaları danışmanlığı yapmakta (Innovabank), Türkiye Grameen Mikrokredi Programı (TGMP) için Bankasızlara Erişim ve Dijital Bölünmeyi önleme çalışmaları gerçekleştirmekte. NFC teknolojileri ve temassız ödeme uygulamaları geliştiren (Servtag) firmasının Istanbul ortağıdır. Fütüristler Derneğinde, FutureTalks programını yürütmektedir.

Aidat ödemesi ve bağışlarınız için; Tüm Fütüristler Derneği, Garanti Bankası Gayrettepe Şb (236), Hesap No: 6297301


Bill Gates`ten Bill Clinton`a kadar pek çok fanatik taraftarı olan 1948 doğumlu Ray Kurzweil, Wall Street Journal’ın ‘Huzursuz dahi’ ve Forbes’in ‘En büyük düşünen makine’ olarak nitelendirdiği ABD’li yazar, mucit ve düşünürdür. Inc. Dergisi Kurzweil’e ABD’de yayınlanan girişimciler listesinde sekizinci sırada yer vermiş ve onu Thomas Edison’un haklı varisi olarak adlandırmıştır. Bunun yanı sıra PBS Kurzweil’i son iki yüzyıldır “Amerika’yı yaratan 16 devrimci” listesine dâhil etmiştir.

Dünyanın en büyük ve saygın icat ödülü olan, 500 bin Dolar değerindeki MIT-Lemelson ödülünün de yer aldığı çok sayıda ödülü bulunmaktadır. 1999 yılında ABD’nin teknoloji alanındaki en yüksek nişanı olan “Ulusal Teknoloji Madalyası”nı dönemin başkanı Bill Clinton’un elinden almıştır. 2002 yılında, ABD patent ofisi tarafından kurulan Milli Mucitler Salon’una (The National Inventor's Hall of Fame) dahil edilen Kurzweil, 16 adet fahri doktora ve ABD başkanlarından aldığı üç onur madalyasına sahiptir.

ABD’nin en çok satanlar listesinde yer alan beş kitabı bulunan Ray Kurzweil’in ‘Sprituel Makinelerin Devrimi’ (The Age of Spiritual Machines) adlı kitabı dokuz dile çevrildi ve Amazon’da bilim dalında en çok satılan kitap olmuştur. Son kitabı ‘Eşsizlik Yakında’ (The Singularity is Near) ise Newyork Times ve Amazon’da hem bilim hem felsefe dallarında en çok satılan kitap olarak yer almıştır.

Ray Kurzweil, Fütüristler Zirvesi 2009’a Türkiye’de ilk kez uygulanacak olan Teleportec Teknolojisi sayesinde ‘üç boyutlu video konferans’ ile, yani bir anlamda ışınlanarak katılacaktır. Ray Kurzweil birebir ölçülerde, göz kontağı kurarak ve canlı soru cevap ile dünyada bu şekilde konferans veren ilk ve tek kişidir.

www.kurzweiltech.com / www.kurzweilai.net/about/frame.html

About Me

Fotoğrafım
futurizm
Tüm Fütüristler Derneği’nin temel amacı geniş kitlelerle gelecekçiliğin (fütürizm) kurum ve toplumlara ilişkin; olası, olanaklı ve tercih edilen gelecek senaryolarını ve bunları gerçekleştirmek için atılması gereken adımları inceleyen ilkeli ve bütünsel çalışmalar zinciri olduğunu anlatabilmektir. İletişim için: http://www.m-gen.biz http://www.futurizm.org
Profilimin tamamını görüntüle

İzleyiciler

Tüm Fütüristler Derneği